İnsan, çevresinde insanlar varken de yalnız hissedebilir. Bu yalnızlık fiziksel değil; daha çok duygusal bir deneyimdir. Konuşmalar vardır ama gerçek paylaşım yoktur. Yakınlık vardır ama temas hissi zayıftır. Kişi, anlaşılmadığını hissettiği yerde yavaş yavaş içine çekilir; kalabalıkların ortasında sessizleşir.
Duygusal yalnızlık genellikle duyguların ifade edilemediği ya da ifade edildiğinde karşılık bulmadığı ilişkilerde ortaya çıkar. Sürekli güçlü olmak zorunda hisseden, kırılganlığını göstermenin riskli olduğunu öğrenmiş bireyler zamanla kendi iç dünyalarına kapanabilir. Başkalarına yük olmamak, sorun çıkarmamak ya da reddedilmemek için susmayı tercih ederler. Bu suskunluk zamanla bir alışkanlığa, ardından da derin bir yalnızlık hissine dönüşür.
Bu durum çoğu zaman geçmiş ilişki deneyimleriyle bağlantılıdır. Duygularını paylaştığında yeterince görülmemiş, küçümsenmiş ya da “abartıyorsun” denilerek geçiştirilmiş bireyler, zamanla paylaşmamayı öğrenmiş olabilir. Bu öğrenme biçimi yetişkinlikte de tekrar eder. Kişi yalnızlığı seçtiğini düşünebilir; oysa çoğu zaman yaptığı şey yalnızlığa alışmaktır.
Duygusal yalnızlık, insanın kendini anlatacak bir dil bulamamasıyla da ilgilidir. Ne hissettiğini bilse bile, bunu nasıl ifade edeceğini bilemeyebilir. Bu nedenle yalnızlık bazen ilişkilerin yokluğundan değil, ilişkiler içinde kendine yer bulamamaktan kaynaklanır. Kişi vardır ama görülmüyordur; duyguları vardır ama karşılık bulmuyordur.
Bu yalnızlık kalıcı bir kader değildir**. Küçük ama gerçek paylaşımlar, duyguları isimlendirmek ve güvenli alanlarda kendini yavaş yavaş açmak bu hissi azaltabilir.** Bazen tek bir kişiyle kurulan samimi bir temas, onlarca yüzeysel ilişkiden daha iyileştirici olabilir. Çünkü yalnızlığı azaltan şey insan sayısı değil; temasın derinliğidir. Eğer bu yalnızlık hissi uzun süredir devam ediyorsa ve kişi ilişkiler içinde bile kendini boşlukta hissediyorsa, uzman desteği güvenli bir bağ kurma deneyimi sunabilir. İnsan en çok duygusal olarak görüldüğünü ve anlaşıldığını hissettiği yerde iyileşir. Ve bazen iyileşme, ilk kez gerçekten duyulduğunu fark etmekle başlar.